26 Ağustos 2017 Cumartesi
Evrensel Bilgiyi Sorgulama Süreçlerim
Evrensel bilgi dahi bazı dönemlerden geçmiştir.Bilginin tanımlanması iletilmesi ve analizi.Bu süreçler farklılık göstererek ve belli bir düzen içerisine gireceği döneme kadar çok sancı çekilmiştir bilim tarihinde.Bilimin aslında samimi merak ve ilgi ile başladığı görülmektedir.Hangi konu ve hangi alanda olursa olsun samimi merak ve ilgiye sahipseniz o alan üzerine sizde bir elit düşünce sunabilirsiniz.Üstünüzdeki gömleğin markası değildir önemli olan bu fikri sunarken çünkü artık dünya fikir dünyasıdır.
Evrensel bilgi dahi bazen yanılmış olsa da dönemini aydınlatmış ve dönemindeki insanlara bir tutku ve inanç vermiştir.İnanç inanmak büyük dahi ne demişti
'' İnanç yaşamın gücüdür '' Goethe
Önemli olan bunu sadece ama sadece dini olarak algılamamaktır.Dini olarak algılandığında da yine bir aydınlatıcı olabilir.Her dini inanç etik ve evrensel bilgi ile ilişkisinde eğer gerçekçi ise o zaman bireyi aydınlatır ve ilerletir.
İlerlemeyi sağlamak için insanlık adına çalışmak gereklidir elbette ancak önce kendi insanlarımız ve kendi insanlığımız adına çalışmak ilk adımdır aslında diğer adımlarda yine insan evrensel olarak insanlık için çalışabilir.
Evrensel bilgi ne kadar güzel bir şey aslında çünkü evrensel olduğu için hatalı dahi olsa bizi psikolojik olarak aşağılamamakta.Çünkü diğer Uluslar ve milletlerde bu evrensel bilgiyi yanlış olarak algılıyor.Yanlış çoğunluk tarafından yapıldığında dahi bir parça doğru olabiliyor ancak gerçek asla olamaz.Gerçeğin güzelliği buradan geliyor o çünkü o Marie Curie
Salih Yücel GÜR
Bireyin elit bireyi ve kesimi tanımlamasındaki hatalar...
Elit kesimin ya da bireyin tanımlamasında ve algılanmasında hala ekonomik olarak güçlü bir birey profili çıkmaktadır bazı bireylere göre.Ancak bunun böyle olmadığı, ekonominin elit olmak için bir aracı olduğunu anlatmak topluma galiba gerçekten ve gerçekten bir hayal.
Bunun nedeni sorguladığımızda ise bireyin gerçeği algılaması ve önemsemesi gelir.Eğer birey gerçekten gerçekliğe önem veriyor ise elit kesimi ve elit bir bireyin nasıl oluştuğunu gerçekten anlar ve kavrar.
Ancak önem vermiyor ya da önem verebilecek bir eğitim seviyesine sahip değilse ( okul bitirmek değildir okur yazar olmaktır eğitim ) elit kesimi ve elit bir bireyi her türlü bilgiye para ile ulaşabilen bir profil olarak algılamaktadır.
Ne yazık ki ülkemizde ideolojilerin koyu kısmında olan bireylerin elit bireyi ve kesimin algılanmasını dezenforme etmeleri sonucunda bu konu hiç anlaşılamamıştır.
Aynı zamanda bu ideolojilerin en koyu kısmında olan bireylerde o ideolojiyi tadan bireyler tarafından o ideolojinin elitidir ancak gerçekten değil kendi doğruları içerisinde bir elitlik mevcuttur.
salihyücelgür
24 Ağustos 2017 Perşembe
Ekonomi İmkan ve Eğitim Üçlemesinde Sistemler
Artık günümüzde oluşturduğunuz sistemler fikirlere karşı olamaz, fikirlere saygı duymalıdır.Fikirlere karşı bir eleştiri geliştirmek dahi aynı sistem içerisinde olmalıdır.
Problemlere çözüm yolu bulmak isterseniz o sistemin içerisinde bir çözüm yolu bulmalısınız.Devletlerin izlediği yol artık budur.Çünkü I. ve II. Dünya savaşları sonrasında ortaya çıkan düzen artık savaşların ekonomik ağırlıklı olduğunun göstergesidir.
Diğer yandan zaten diğer bir düşünceye göre de I. ve II. Dünya savaşlarının da yine ekonomik bir ağırlığının olduğu da söylemek gereklidir.
Ancak bireyin bunu fark etmesi o dönemlerde o kadar kolay değildi.Bu dönemde ise ekonomik savaşların içerisinde direkt yer alan birey artık bunun farkındadır.En azından bakmak ve görmek arasındaki farkı algılayabilen bireyler.
Bu savaş düzeni içerisinde eğitimin aslında imkana, dünyamızdaki imkanın ise ekonomiye bağlı olduğu ortadadır bu yüzdendir ki gerçekten anlam yüklenecek bireylerin desteklenmesi toplumumuz Ulusumuz ve Devletimizin geleceği için önemlidir.
Kitap fiyatları düşürülsün :)
Kitap fuarlarının çok olması değildir önemli olan en önemli olan olay kitapların fiyatlarının normal bir seviyede alınabilir olmasıdır.Özellikle bencil davranacak olursam akademik kitapların fiyatlarının düşmesi gerçekten bu alanda çalışma yapmak isteyen bireylere yol açacaktır...
Salih Yücel GÜR
Faşizm Komünizm ve Kapitalizm
Kimin kazandığını öğrenmek için Faşist sistemin Komünist sistem karşısında yenildiğini ancak Kapitalist sistemin hepsini yendiğini ABD'nin II.Dünya savaşından güçlü bir şekilde çıkmasından anlayabiliriz.
İsterseniz istihbarat alanında çalışmalar yapan Reinhard Gehlen'in Nazi Almanya'sından sonra Kapitalist Amerika için çalışmasından da anlayabilirsiniz.
Yeter ki siz anlamak isteyin biz her yerde anlatırız.
Eğitim alanında faşist bir eğitim veren Nazi Almanyası mühendislikte iyi olabilirdi ancak eğitim alanında özgür düşünce yoktu.Yasaklanan kitaplar düşünceler sonucunda Almanya çok ağır bedeller ödedi.
Aynı karşı olma durumu Sovyet Rusyası için de geçerlidir.Onlar da yine kendi sistemleri içerisinde fikirlere karşı bir duruş sergiledi ve parçalanmaya ardından bitmeye başladılar.
Daha sonrasında Almanlar ülkelerinde komünist bir parti kurulmasına dahi izin verdiler.Çünkü onlar nerede yanlış yaptıklarının farkına vardılar.Bireylerin özgür düşünce sistemlerini ele geçiremezlerdi.Ancak Hitler'in bundan haberi dahi yoktu.
Diğer yandan en ilginç örnek ise Çin oldu Mao sonrasında toparlamak için kapitalist ekonomi içerisinde komünist bir yaşam olarak düzenlenen sisteme geçtiler.( Deng Xiaoping dönemi )
Fikir insanlar arasında çok hızlı bir şekilde yayılan ve yok edilmesi imkansız olan bir olguydu.
Hangi sistem fikirlere karşı ise o sistem yenilmeye mahkumdur.
salihyücelgür
İsterseniz istihbarat alanında çalışmalar yapan Reinhard Gehlen'in Nazi Almanya'sından sonra Kapitalist Amerika için çalışmasından da anlayabilirsiniz.
Yeter ki siz anlamak isteyin biz her yerde anlatırız.
Eğitim alanında faşist bir eğitim veren Nazi Almanyası mühendislikte iyi olabilirdi ancak eğitim alanında özgür düşünce yoktu.Yasaklanan kitaplar düşünceler sonucunda Almanya çok ağır bedeller ödedi.
Aynı karşı olma durumu Sovyet Rusyası için de geçerlidir.Onlar da yine kendi sistemleri içerisinde fikirlere karşı bir duruş sergiledi ve parçalanmaya ardından bitmeye başladılar.
Daha sonrasında Almanlar ülkelerinde komünist bir parti kurulmasına dahi izin verdiler.Çünkü onlar nerede yanlış yaptıklarının farkına vardılar.Bireylerin özgür düşünce sistemlerini ele geçiremezlerdi.Ancak Hitler'in bundan haberi dahi yoktu.
Diğer yandan en ilginç örnek ise Çin oldu Mao sonrasında toparlamak için kapitalist ekonomi içerisinde komünist bir yaşam olarak düzenlenen sisteme geçtiler.( Deng Xiaoping dönemi )
Fikir insanlar arasında çok hızlı bir şekilde yayılan ve yok edilmesi imkansız olan bir olguydu.
Hangi sistem fikirlere karşı ise o sistem yenilmeye mahkumdur.
salihyücelgür
3 Ağustos 2017 Perşembe
İki Şehrin Hikayesi
Okuduğum akademik kitapların arasında bu tür kitapları okuyup diğer insanların bu tür konulara nasıl baktıklarını anlamak için değerlendirmeler yapmaya çalışıyorum.Çünkü gerçekten hayatı algılamada insan bu tür kitapların anlattıkları kurgu hikayeler ile anlamayı psikolojik olarak seviyor galiba.
Bu tür kitapların başarısının sırrı da biraz burada yatıyor.Akademik gerçeklerin topluma anlatılmasında ilk adımı atan kitaplar olarak tanımlıyorum.Ancak burada bu konunun üstüne akademik bilgilerin de okunmasını faydalı buluyorum.
Fransız Devrimi esnasında ve öncesinde Paris ve Londra'da geçen roman türünde yazılmış olan bu kısa kitap tarihi roman sevenler için gerçekten güzel bir anlatım türüne sahiptir.Ancak gerçekten akademik kaynak okumaya daha yatkın olan kişilerin pek sıcak yaklaşacağını düşünmüyorum.Çünkü ara ara ben artık bitmesi için okumalarımı hızlandırdım.Okumak isteyenlere iyi okumalar...
Salih Yücel GÜR
Bu tür kitapların başarısının sırrı da biraz burada yatıyor.Akademik gerçeklerin topluma anlatılmasında ilk adımı atan kitaplar olarak tanımlıyorum.Ancak burada bu konunun üstüne akademik bilgilerin de okunmasını faydalı buluyorum.
Fransız Devrimi esnasında ve öncesinde Paris ve Londra'da geçen roman türünde yazılmış olan bu kısa kitap tarihi roman sevenler için gerçekten güzel bir anlatım türüne sahiptir.Ancak gerçekten akademik kaynak okumaya daha yatkın olan kişilerin pek sıcak yaklaşacağını düşünmüyorum.Çünkü ara ara ben artık bitmesi için okumalarımı hızlandırdım.Okumak isteyenlere iyi okumalar...
Salih Yücel GÜR
31 Temmuz 2017 Pazartesi
Samimi merak ve ilgi
Samimi merak ve ilgi
Bireyin aydınlama sürecindeki yalnızlığı sonucunda kazandığı evrensel bilgi
yolunu aydınlatır.Gerçekten ama gerçekten herhangi bir akademik alanda samimi
merakı ve ilgisi olan bir birey o ilginin ve merakın tatmin olması için elinden
geleni yapmalıdır.Bireyin yaşı küçük ise çevresindeki insanların onu
yönlendirmesi gerçekten ama gerçekten çok çok önemlidir.
Detaylara inebilen her birey her sistemi yeniden en başından itibaren yapılandırmayı öğrenir.Yorulmaz yeniden başlar bunun farkında olan diğer milletler çocuklarını hangi alanda ilerleyeceklerini çok erken bir dönemde belirlemekte ve ilgilendikleri alanın akademik alanlar ile ilişkisini gözlemlemektedir.Bu türden bir bireyin anne babasının doğru yönlendirmesi ile oluşacak yeni soruların ve samimi merak ve ilginin giderilmesi bireydeki bilgi tatmini duygusunu karşılayacaktır.Dünyada bilgi tatmininin sonu yoktur bu yüzdendir ki bilim her geçen gün insanoğlunun hayatına etki etmekte teknoloji günümüzün günlük her alanına hakim olmaktadır.
Ülkemizde bireyin yetişmesi için aldığı eğitimin bilinçli bir şekilde verilmesi ve bireyinde aldığı eğitim ile yapabileceklerinin farkında olması gereklidir.Bireyin aldığı eğitim onun geleceğine doğru attığı adımlardır.Evrensel bilginin farkında olan anne-babalar bireylerini topluma kazandırırken toplumun gerçeklerini de onlar yansıtmalıdırlar.Ancak etik de unutulmadan bu gerçekler yansıtılmalı ve bireyin topluma olan katkısındaki kazanç arttırılmalıdır.
Eğitim illa ki okul demek değildir.Eğitimi hayatın her alanında prensip edinmiş milletlerin nasıl kalkındığını görmekteyiz.Bu yüzden bakmak ile görmek arasındaki farkı anlayabilmek için okumak gereklidir.
Çocuklarımızın yetiştirilmesinde gözlem çok önemli bir süreçtir.Bireyin ilgilisini kırmamak ve onu yönlendirmek için gözlem çok iyi yapılmalıdır.Atılan her yanlış ve baskıcı adım bireyden anne-babaya dönen bir adım demektir.
Bireylerini kaliteli bir şekilde eğiten uluslar ilerlemek için çok çalışmaktadırlar.Bireylerimizi eğitmek için bizim de daha çok çalışmamız gereklidir.Yaya geçidinden geçen bir yayaya geçiş izni vermeyen bir sürücü eğitim almamış bir birey demektir.En basit örneği ile anlatmak gerekir ise en basit örnek budur galiba...
Salih
Yücel GÜR
Günümüz Türkiye'sinden Kurum Manzaraları
Çalıştığınız bir kuruma tanıdığınızı almak
genellikle toprakçılık olarak
tanımlanmaktadır.Bu bazen iyi bazen ise güç dengesini bozan bir düzen getirir
kurumlar açısından.Toprakçılık yapan en az iki bireyin hangi kademede
çalışırlarsa çalışsın birbirleri ile ittifak yapabilmelerine yol açar.Bunun
sonucunda çalıştıkları kurumda bir güç dengesi oluştururlar ve bu mekanizma
sayesinde istedikleri gibi o kuruma yön verirler.
Yöneticilerin değişmesi toprakçı bireyler
için o kadar da önemli değildir.Çünkü onlar istedikleri elemana istedikleri
gibi bir baskı şekillendirip dayatabilirler.İşe alınan yeni elemanın iş
tanımlamasının dışına çıkabilir,iş tanımlamasının içeriğini dezenforme
edebilirler.Ancak ama ancak toprakçılık yapan bireylerin bir kurumda düzgün bir
şekilde çalışmaları için en az iki kişi olan bu bireylerin ikisinin de dürüst
bir yapıya sahip olmaları gerekmektedir.Etik ve iş ahlakı denilen kavramdan bir
haber olan bireylerin aynı kurumda çalışırken toprakçılık yapmamaları neredeyse
imkansızdır.Eğitimin önemi burada ortaya çıkmaktadır.
Toprakçılık yapan bireyler en sonunda bir
çıkar noktası oluşturur ve o çıkar noktasının üzerinden birbirleri ile ittifak
halinde kurumda çalışmaya devam ederler.Eğer kurumda kaos hakim ise bu kaos
ortamından son derece yararlanmasını da gayet iyi bilirler.Üst akıllar arada
devreye girer ve kaos ortamından nasıl yararlanılabileceğini kurum
çalışanlarına aktarır.
Üst akılların ise çıkarlarının farklı
olması, toprakçı bireylere karşı akıllıca yaklaşıp onları kullanamayacağı
anlamına gelmez.
Böylelikle çalışan kurumda aynı döngüsel
olaylar yaşanmaya başlar.Yeni eleman alımından sonra yeni elemana karşı bir
baskı noktası oluşturulur, gelen elemanın açığı aranır tabiri caiz ise ayağı
kaydırılmaya çalışılır.Burada önemli olan diğer nokta ise bunlar yapılırken
mevcut yönetici ile arayı iyi tutmak arada bir toplum tabiri ile yağdanlık
görevi görmektir.Böylelikle armudun sapı üzümün çöpü denilen o kurumda
toprakçılık yapan bireylerin hakimiyeti hep kalır.Gelen yeni eleman kim olursa
olsun aynı döngüsel olayları yaşamak zorundadır, çünkü bir kurumda kötü niyetli
toprakçılık yapılıyorsa o kurumda huzur,etik ve iş ahlakı yoktur.
Eğer yeni gelen eleman çalıştığı kurumda
her şeyi çok erken bir dönemde algılar ise istisnai bir durum olabilir.Bunu
aslında herhangi bir hastalığımızdaki tanı dönemine benzetebiliriz.Algıları
yüksek derecede açık olan bireylerin bu tür kurumlarda çalışması onlar için de
kurum için de daha iyidir aslında.Bu bireylerin bu tür kurumlara
yönlendirilmesi ilerleyen zamanlarda başka kurumlarda daha iyi bir yönetici
konumuna yükselmeleri demektir.Buradaki yöneticiden kasıt illa ki makam ve
mevki olarak değil bir kurumu gerçekten kendi prensipleri ile yönetebilen bir
bireyden bahsetmekteyim.
Örneğin bir eğitim kurumunda hiç bir
şeyden haberi yokmuş gibi gözüken bir hademenin aslında herkesi yönettiği
gerçeğini sadece ama sadece algısı yüksek derecede açık birey ya da bireyler
tarafından fark edilir.Zaten bu bireyler daha sonrasında kendi içlerinde
iletişimde bulunduklarında her şeyin farkında olduklarını birbirlerine tabiri
caiz ise sinyaller.
Bugün üniversitelerimizin bize öğrettiği
evrensel bilgidir.Ancak bu bilgiyi sadece ama sadece öğrenmek yetersizdir ,
bilgiyi kullanmak ve uygulamak önemlidir.Evrensel etiğin maalesef
anlaşılamadığı güzel ülkemde iş ahlakının da buna aynı orantıda eksikliği
yüzünden kurumların ve şirketlerin yönetim biçiminde farklı yöntemler
uygulaması gayet normaldir.Bu farklı yöntemlerin en başında ise çalışanı
birbirine düşürme gibi yöntemler gelmektedir.
Toparlamak gerekir ise eğer bireyin kurum
ile ilişkisinde kurumda bulunan akrabalık derecesine bağlı kişilerin
algılarının önemli olduğu gerçeği ve evrensel bilginin etik ve iş ahlakı gibi
kavramları aslında nasıl beslediğini görmekteyiz.Evrensel bilgiyi yaymak ile
sorumlu olan üniversitelerimize her zamanki gibi daha fazla bir sorumluluk
düşmektedir.Kurumlarımızın şirketlerimizin her türlü zamana ayak uyduran
çalışanlarının olması aynı derecede devletin üretim yapmasına ve topluma katkı
sağlanmasına yol açmaktadır.Zincir misali birbirine bağlı olan bu düzende
bireyin rolünü çok az da olsa ben de inceledim ve aktardım.Kalemimden geldiği
kadar anlatmaya çalıştım bütün çabam ülkemin her kurumunda ve şirketinde
çalışan ülkeme katkı sağlayan bireylerin iş ahlakı etik gibi kavramlarının da
farkında olmalarıdır.
Yazımı kişiliğini, kendisini, fikri
anlamda çok sevdiğim sayın rahmetli Vali Recep YAZICIOĞLU'na armağan
ediyorum.Bu ülkede kurumsallaşmayı en güzel temsil eden kişi elbette ki
kendisidir.Akan suya karşı insanları için dik duran bir bireydir kendisi.
Salih Yücel Gür
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





