19 Nisan 2019 Cuma
10 Mart 2019 Pazar
8 Mart 2019 Cuma
Ulusların Usa Yakın Olması Etrafında Dünya

Örgütlü eyleme geçen cehalet kadar tehlikeli olan başka bir şey yoktur, bunun en büyük ve en yakın örneğini biz Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadık.İç isyanlar ve bu isyanlar ile bizi içimizden vurmaya çalışan dış devletlerin desteklediği bireyler.Bu bireyleri ele alırken zihniyetlerine göre bir sınıflandırma yapmak yanlış bir yöntem izlemektir.Bireylerin dini,siyasi,etnik kimliği bir tarafa bırakılarak bu bireylerin eğitim seviyeleri ve olayları nasıl algıladıkları ele alınmalıdır.
Kurtuluş Savaşı süreci boyunca iç isyanları akademik bir dil ile incelemek bu toprakların sorunlarını bu milletin çıkmazlarını belirlemektir.Bu problemlerin belirlenmesi demek sorunların çözülmesi ve uluslaşmaya atılacak olan adımların daha da hızlanması demektir.
Peki neden uluslaşma ?
Orta Doğu gibi bir bölgede yaşayan toplumların uluslaşması demek bir bütün olması tek bir çatı altında toplanması demektir.Ancak bu tek çatı altında toplanmak kültürleri yok etmek demek değildir.Kültürlerini yok etmeden tek bir çatı altında toplamayı algılayan bireylerin topluma katkısı elbette ki daha büyüktür.Kültürlerini bu coğrafya üzerinde yaşatmak isteyen bireylerin sadece ama sadece kültürlerinin çıkarları için hareket etmesi beklenir.Bunun dışındaki diğer faaliyetler ise devletin ve milletin bütünlüğünü zedeleyecek faaliyetlerdir.Günümüzde artık kültürler insanların hayatlarını o kadar çok etkilememekle beraber diğer yandan farklı kültürlerin hala belli başlı kalıpları ve gelenekleri mevcuttur.
Ulus olarak ortak bir kültür ortaya koymaya çalıştığımız ve durmadan sorunlarımız ile başbaşa kaldığımız dönemler olmuştur.Bu sorunları her anlamda içte ve dışta kullanmak isteyen çıkar gruplarının da mevcut olduğunu her an zaten hissetmekteyiz.Buradaki sorun kaç kişinin bu tehlikeyi hissettiği algıladığı anladığı ve tehlikeyi olduğundan daha fazla görmemesi gerektiği halde aşırı derecede gördüğüdür.Bu tehlike sadece bizim ülkemizde olan bir tehlike de değildir aslında.Her ülkenin bu tür tehlikeli sorunları mevcuttur.Bu sorunlar ara ara çıkar grupları ve şirketler tarafından da kaşınabilir.
Biliyoruz ki artık günümüzde toplumlar eskisi gibi yönlendirilmemektedir.Artık iletişim çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde gerçekleştiği için toplumların yönlendirilmesi de çok hızlı ve etkili olmaktadır.Sanal dünya özellikle bu süreç için gerekli olan her şeyi size sunmaktadır.Sorgulama yetisine sahip bireylerin her gün arttığı dünyamızda bu artışın sonucunda dünyada farklı bir şekilde şekillenmektedir.Özellikle popüler kültür gibi bir evrensel ortak kültür meydana gelmiş ve bu kültürü oluşturanların markalar olduğu ortaya çıkmıştır.Popüler kültür bugün sizin ne düşüneceğinizi ne giyeceğinizi ne yiyeceğinizi dahi belirleyebilmektedir.Bu belirlenimi de sanal dünya üzerinden çok basit bir şekilde yapabilmektedir.
Bir ulus-devlet modelinin ulusuna olan güveni o ulusun usa ( akla ) ne kadar yakın olduğu ile ölçülmektedir.Akıl ki insanın her kapısını açan yegane anahtardır.
Salih Yücel GÜR
8 Şubat 2019 Cuma
Münevver...

Kitaplar
Kitaplar bizi sorgulama dünyasına
sürükleyen ve bilgi depolayan birer araç iken instagram gibi sosyal medya yazılımları
sayesinde birer popüler kültür kurbanları haline geldi...
Okuduğu kitabın yazarından bir haber bir
okuyucu, o yazarın mensup olduğu toplumun kültüründen bir haber şakşakçı
tayfası:
-
Ay şekerim gerçekten haklısın bence de…
Bir dakika yahu,toplumların kültürlerini
öğrenmeden yazarların o kültüre mensup olduklarını unutarak kendi toplumunuzun
gelenekleri üzerinden bir yazarı eleştirmeniz sizin cahilliğinizdir.Buradaki
cahillik yarı okumuş kesim olarak tanımlanan kişilerin cahilliğidir ki bunun da
ne kadar ciddi anlamda tehlikeli olduğunu yine yeniden tanık olmuş oldum.
Bir yazarı ele alırken, özellikle onun düşüncelerini
ele alırken yaşadığı toplumun kültürünü,toplumun geçmişini yazarın hayatını v.b
gibi özellikleri inceleyerek ele almak kaliteli bir tahlil yapmak için ilk
adımdır.Ancak ne yazık ki kendi toplumunun değer yargıları üzerinden yola çıkan
bir okuyucu elbette farklı bir kültüre mensup olan yazarı kendisine yabancı
bulacaktır.
Burada diğer bir önemli konu ise sadece
yabancı bulması değil o yazara fikirleri üzerinden saldırmasıdır.Fikirlere
elbette saldırabilirsiniz ancak bunun da bir seviyesi ve bilgi temelli bir
düzeni vardır.Ancak bizim gibi toplumların kitap okuyorum havasındaki üyelerinden
çıkan saçma sapan fikirler bugün gerçekten ciddi bir anlam ifade ediyormuş gibi
ele alınabilmektedir.
Bir de yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan
kitap okuyan her bireyin birer adet yedek instagram hesabının bulunması ve bu
instagram hesabından kitap okuyucularına ulaşmak istemesi aslında biraz
saçmadır.Kitaplar o kadar basit birer eşya değildir kitaplar tür ve konuları
üzerinden ayrımlara uğrayan ve bilgiyi en iyi şekilde depo eden yazılı görsel
iletişim aracıdır.Ancak bizim ülkemizdeki okuyucunun bundan dahi haberi
olmadığı için bir tane hesap ve kitap okuyucusu olan herkese birer davet isteği
atarak takipçi sayısını çoğaltmaktadır.
Sözde takipçisi olduğu kişinin kim
olduğunu dahi bilmeden sırf karşı cins olduğu için yahut aynı cins olduğu için
destek çıkan bireyler ise ancak bizim gibi geride kalmış toplumlardan
çıkabilir.
-
Arkadaşlar bu ay 50 tane kitap okudum hepsini tek tek liste halinde
vereceğim isterseniz siz de okuyun…
50 Kitap vay be peki ne okudunuz ?
Albert Camus ? Goethe ? Schiller ? bir
yazarın bir kitabını okumak ile o yazarın mensup olduğu kültürü anlamak
arasında dağlar kadar fark vardır.Bir anda okuduğunuz yazarın düşüncelerini
eleştirmeniz sizin cehaletinizin göstergesidir.
Bunları geçerek akademik kitap diye de
bir şey var aslında tadında yenmiyor ama işte insanlarımız illa ki bir Kürk
Mantolu Madonna ve Kahve eşliğinde instagram fotoğrafları paylaşıyorlar.Kimse bu
kitapların içerisindeki bir kısmı paylaşarak etkileşimde bulunmuyor ve soru
soramıyor yahut sorgulayamıyor.Çünkü bu kitapların içerisinde soru
sorabileceğiniz sorgulayabileceğiniz bir şey de yok.
-
Ama ben kitap okuyorum bir dakika
Lütfen gerçekten kitap okuyan bireyler
gerçek kitap okuyan bireyler artık bu cümleyi kursunlar.Kaynak,yazarın hayatı,yazarın
kişiliği,yazarın fikri akımı,yazarım mensup olduğu toplumun kültürü ve toplumun
geçmişi ile ilgili bilginiz yok ise siz kitap okumuyorsunuz demektir…
-
Ay şekerim geçen bir kitap çıkmış gittim hemen imzalattım
-
Okudun mu peki tatlım
-
Ne gerek var ben zaten o yazar ile aynı fikirdeyim…
Aynı fikirde olduğunu da
okumadan karar veriyor neyse…
Salih Yücel GÜR
8 Aralık 2018 Cumartesi
24 Ekim 2018 Çarşamba
Evrenselleşen Dünyadan Bloklaşan Dünyaya Toplum

Düne kadar zihniyete göre
ayrımlar yaşayan toplumumuz artık bugün bu ayrımları daha da az yaşıyor ve
ciddiye alıyor.Bunun diğer nedeni ise evrensel anlamda kapitalizmin yaygınlaşmasıdır.Özellikle
popüler kültür insanların tek bir kültür yaşamasına yol açmakta ve bizim gibi
çok kültürlü topluluklardan oluşan ulus devletlerde kültürün bir nebze
kaybolmasına yol açmaktadır.Hümanizm evrensel sorunlar sonucunda sığınabileceğiniz
tek liman haline gelir mi ? bunu zaman gösterecek elbette...
Bugün ülkemizde hümanizm de dahil
diğer fikirler gibi dezenforme olmuş ve hümanizmin sanki milliyetçiliğe karşı
bir fikir olduğu gibi bir söylem ortaya çıkmıştır.Halbuki milliyetçiliğin bile
en katı dönemlerini yaşayan toplumlar dahi hümanizmi kendi toplumlarına entegre
etmesini bilmiş ve olaylara erken uyanmıştır tabiri caiz ise.
Bugün dünyamızda ilk adımı
İngiltere ve ABD atmış gibi gözüküyor evrenselleşen dünyadan bloklaşan bir
dünyaya doğru geriye bir adım atılacak gibi dursa da diğer yandan ekonomik
olarak büyük bağların olduğu devletleri de bir kenara bırakmak istemiyor hiçbir
devlet.Çünkü ekonomi devletler için toplumlarını yaşatan ve ayakta tutan bir
damar ve devletin ilerleyebilmesi, ayakta kalabilmesi için temel unsur
niteliğindedir.
Amerikan ekonomisinin bir andan
sinyalleri vermesi ve bazı büyük şirketlerin borsadan ayrıldığını duyurması ile
ABD ekonomisinin o kadar da iyiye gitmediği dünya tarafından anlaşılmaya
başlandı.Ekonominin yanında toplumların diğer ihtiyaçları olan eğitim,sağlık ve
özellikle bireyin bir üst seviyede uyanması ile yıldızı çok parlayan demokrasi
kelimesi ve toplumların bu kelimeye anlam yüklemesi gayet ilginçtir aslında.
Cahil bir toplumun demokrasi
anlayışı çoğulculuktur, ancak demokrasinin çoğulculuk ile bir alakasının
olduğunu savunmak ahlaken demokrasiyi öldürmek demekdir.Kitleselleşen
bireylerin demokrasi anlayışı ise ideolojilerinin temelleri ve izin verdikleri
derecede demoratik bir yapı ile sınırlıdır.Bu yapı ideolojiye değer kattığı
sürece demokrasi vardır değer katmıyor ise demokrasi o kadar da önemli
değildir.
Diğer yandan Cumhuriyet rejimi
demokratik bir yapı da değildir.Bu tür söylemler genelde sol ideoloji kaynaklı
zırvalıklardan gelmektedir.Bu kadar büyük dezenformasyonların olduğu bir ülkede
herkesin bir ütopyasının olması toplumdaki bireyleri fikri anlamda birbirinden
uzak uçurumlara sürüklemektedir.Bu uçurumlar sonucunda toplumdaki bireyler
birbirlerinin kültürlerini daha tanımadan ne istediğini dahi anlamadan bir ön
yargı geliştirir karşısındaki topluma karşı.
Diğer yandan zaten ekonomik
olarak gelişmemiş ülkelerde toplumlara koyulan yasalar ve yasaklar genelde
baskı olarak algılanmakta ve bu yönde bir ön yargı ile hareket edilmektedir bireyler
tarafından.Ekonominin geliştiği toplumlarda ise toplumun her bireyi neredeyse
belli bir seviyede eğitim almış, dünyayı algılayan ve anlayan hatta yeniden
anlamlandırmaya çalışan bireylere sahiptir.Bu bireyler özellikle toplum
tarafından da dinlenir ve bir etki-tepki oluşur toplum ve birey arasında.
Özellikle en çok İngiltere bu
konuda dikkatimi çeken ülkeler arasında yer almaktadır.Bunun sebebi ise
İngiltere’nin geçmişinde ve bugüne gelmesindeki hareketliliklerini ara ara
takip etmemdir.Yakın zamanda yaptığı bir açıklamada kişi başına düşen eğitim
seviyesinin düşmemesi için göçmenlere kapısını kapattığını duyurmuştu İngiltere,
bakın görüldüğü gibi gelişmiş toplumlar artık arkadan gelen toplumları
yanlarında görmek istemiyor bu biraz da aslında doğadaki kanuna
benzemektedir.Eğitim bireyler için gerçekten en önemli anahtar ve dünyaya
açılan en büyük penceredir.Eğitimin iyi algılanması ve eğitimin iyi verilmesi
eğiticinin de bunu algıladığı anlamlandırdığı kadardır.Bizim gibi geri kalmış
toplumlarda daha eğitici sıfatını taşıyan bireyler tam anlamıyla eğitmen
olmadıkları için yetişen nesillerin kopuklukları ve farklı farklı tanımlamalar
ile yola çıkmaları ayrıca cehaletleri bugün gün yüzüne çıkmıştır.
İlerleyen zamanlarda
evrenselleşen bir dünyanın yeniden bloklaşmaya gideceğini belki görebiliriz
ancak bilim öyle bir bilgi edinme ve paylaşma süreci ki bu bloklaşmalar bile
bilim ile kırılabilir ya da evrenselleşen dünyamızda evrensel sorunlara karşı
yine ideolojilerimizi zihniyetlerimizi bir kenera bırakarak hümanizme
sığınabiliriz.Hümanizm denildiğinde Türkiye’deki şu saçma hümanizm gelmesin
aklınıza…
Salih Yücel GÜR
4 Ekim 2018 Perşembe
'' Genom '' son kısımlar...
Son dönemde bu tür bilimsel kitapların gazeteciler tarafından çıkartılması bazı ülkelerde çok popüler olmuştur.Akademik yayın derecesine varan bu kitapların okunabilir olması ve halka inmesi tabiri caiz ise galiba yazarlarının gazeteci kesimden gelmesinden kaynaklı.
Diğer yandan gerçekten kitabın bilgi yönünden çok iyi çalışılmış olduğu zaten yansımaktadır.Bu kitabın konusunun diğer yandan '' Gen Bencildir '' isimli kitap ile neredeyse aynı olduğunu düşünüyorum.Hatta ve hatta birbirlerini tamamladıklarını söylesem abartmış olmam herhahalde.
Elbette bu konulara ilgisi olan amatör okuyucular için gerçekten bulunmaz nimettir aslında bu kaynaklar okunması ve okutulması dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


