11 Mayıs 2019 Cumartesi

Küreselleşme


Küreselleşme o kadar hızlı bir etkileşim süreci ki yerli üretim tanımını bile değiştirmiştir dersek yanılmayız.Bugün bu konuda en katı olan zihniyet elbette dün de olduğu gibi Alman zihniyetidir.

Elektrik alanında bile Amerikan normunu kullanmayan ve yeniden bir norm ortaya koyan katı bir milliyetçiliğe sahip olan Alman toplumu yerli üretim tanımını küreselleşme sonucunda değiştirmek zorunda kalmıştır.Yaptığı üretimin sonucunda elde ettiği markalaşmayı ve bu markalaşmanın getirisini en yüksek tutabilmek için ürettiği otomobillerde özellikle farklı farklı ancak kaliteli markaların cihazlarını kullanması yerli üretim anlayışının ne kadar hızlı değiştiğinin göstergesidir.Diğer yandan yine bu üretimin bir kısmı ülkemizde gerçekleşmektedir.

Bu süreç içerisinde yerli üretim artık tanım itibari ile dünyada değişmiştir ancak bizim gibi geriden gelen toplumlara sahip olan ülkeler hala yerli üretimi sadece ama sadece kendi coğrafyalarında baştan sonra üretilen araçlar ile oluşan bir mal ve malzeme olarak algılamaktadır.

Değişen dünyaya ayak uyduran markalar ulusların ekonomilerini belirlemekte ve onları desteklemektedir.Markalaşmanın ar-ge'nin ve bilimsel araştırmanın önemini anlayabildiğimiz günleri görmek dileğiyle...

Salih Yücel GÜR

8 Mart 2019 Cuma

Ulusların Usa Yakın Olması Etrafında Dünya




Örgütlü eyleme geçen cehalet kadar tehlikeli olan başka bir şey yoktur, bunun en büyük ve en yakın örneğini biz Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadık.İç isyanlar ve bu isyanlar ile bizi içimizden vurmaya çalışan dış devletlerin desteklediği bireyler.Bu bireyleri ele alırken zihniyetlerine göre bir sınıflandırma yapmak yanlış bir yöntem izlemektir.Bireylerin dini,siyasi,etnik kimliği bir tarafa bırakılarak bu bireylerin eğitim seviyeleri ve olayları nasıl algıladıkları ele alınmalıdır.

Kurtuluş Savaşı süreci boyunca iç isyanları akademik bir dil ile incelemek bu toprakların sorunlarını bu milletin çıkmazlarını belirlemektir.Bu problemlerin belirlenmesi demek sorunların çözülmesi ve uluslaşmaya atılacak olan adımların daha da hızlanması demektir.

Peki neden uluslaşma ?

Orta Doğu gibi bir bölgede yaşayan toplumların uluslaşması demek bir bütün olması tek bir çatı altında toplanması demektir.Ancak bu tek çatı altında toplanmak kültürleri yok etmek demek değildir.Kültürlerini yok etmeden tek bir çatı altında toplamayı algılayan bireylerin topluma katkısı elbette ki daha büyüktür.Kültürlerini bu coğrafya üzerinde yaşatmak isteyen bireylerin sadece ama sadece kültürlerinin çıkarları için hareket etmesi beklenir.Bunun dışındaki diğer faaliyetler ise devletin ve milletin bütünlüğünü zedeleyecek faaliyetlerdir.Günümüzde artık kültürler insanların hayatlarını o kadar çok etkilememekle beraber diğer yandan farklı kültürlerin hala belli başlı kalıpları ve gelenekleri mevcuttur.

Ulus olarak ortak bir kültür ortaya koymaya çalıştığımız ve durmadan sorunlarımız ile başbaşa kaldığımız dönemler olmuştur.Bu sorunları her anlamda içte ve dışta kullanmak isteyen çıkar gruplarının da mevcut olduğunu her an zaten hissetmekteyiz.Buradaki sorun kaç kişinin bu tehlikeyi hissettiği algıladığı anladığı ve tehlikeyi olduğundan daha fazla görmemesi gerektiği halde aşırı derecede gördüğüdür.Bu tehlike sadece bizim ülkemizde olan bir tehlike de değildir aslında.Her ülkenin bu tür tehlikeli sorunları mevcuttur.Bu sorunlar ara ara çıkar grupları ve şirketler tarafından da kaşınabilir.

Biliyoruz ki artık günümüzde toplumlar eskisi gibi yönlendirilmemektedir.Artık iletişim çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde gerçekleştiği için toplumların yönlendirilmesi de çok hızlı ve etkili olmaktadır.Sanal dünya özellikle bu süreç için gerekli olan her şeyi size sunmaktadır.Sorgulama yetisine sahip bireylerin her gün arttığı dünyamızda bu artışın sonucunda dünyada farklı bir şekilde şekillenmektedir.Özellikle popüler kültür gibi bir evrensel ortak kültür meydana gelmiş ve bu kültürü oluşturanların markalar olduğu ortaya çıkmıştır.Popüler kültür bugün sizin ne düşüneceğinizi ne giyeceğinizi ne yiyeceğinizi dahi belirleyebilmektedir.Bu belirlenimi de sanal dünya üzerinden çok basit bir şekilde yapabilmektedir.

Bir ulus-devlet modelinin ulusuna olan güveni o ulusun usa ( akla )  ne kadar yakın olduğu ile ölçülmektedir.Akıl ki insanın her kapısını açan yegane anahtardır.

Salih Yücel GÜR

8 Şubat 2019 Cuma

Münevver...


Kitaplar

Kitaplar bizi sorgulama dünyasına sürükleyen ve bilgi depolayan birer araç iken instagram gibi sosyal medya yazılımları sayesinde birer popüler kültür kurbanları haline geldi...

Okuduğu kitabın yazarından bir haber bir okuyucu, o yazarın mensup olduğu toplumun kültüründen bir haber şakşakçı tayfası:

-          Ay şekerim gerçekten haklısın bence de…

Bir dakika yahu,toplumların kültürlerini öğrenmeden yazarların o kültüre mensup olduklarını unutarak kendi toplumunuzun gelenekleri üzerinden bir yazarı eleştirmeniz sizin cahilliğinizdir.Buradaki cahillik yarı okumuş kesim olarak tanımlanan kişilerin cahilliğidir ki bunun da ne kadar ciddi anlamda tehlikeli olduğunu yine yeniden tanık olmuş oldum.

Bir yazarı ele alırken, özellikle onun düşüncelerini ele alırken yaşadığı toplumun kültürünü,toplumun geçmişini yazarın hayatını v.b gibi özellikleri inceleyerek ele almak kaliteli bir tahlil yapmak için ilk adımdır.Ancak ne yazık ki kendi toplumunun değer yargıları üzerinden yola çıkan bir okuyucu elbette farklı bir kültüre mensup olan yazarı kendisine yabancı bulacaktır.

Burada diğer bir önemli konu ise sadece yabancı bulması değil o yazara fikirleri üzerinden saldırmasıdır.Fikirlere elbette saldırabilirsiniz ancak bunun da bir seviyesi ve bilgi temelli bir düzeni vardır.Ancak bizim gibi toplumların kitap okuyorum havasındaki üyelerinden çıkan saçma sapan fikirler bugün gerçekten ciddi bir anlam ifade ediyormuş gibi ele alınabilmektedir.

Bir de yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan kitap okuyan her bireyin birer adet yedek instagram hesabının bulunması ve bu instagram hesabından kitap okuyucularına ulaşmak istemesi aslında biraz saçmadır.Kitaplar o kadar basit birer eşya değildir kitaplar tür ve konuları üzerinden ayrımlara uğrayan ve bilgiyi en iyi şekilde depo eden yazılı görsel iletişim aracıdır.Ancak bizim ülkemizdeki okuyucunun bundan dahi haberi olmadığı için bir tane hesap ve kitap okuyucusu olan herkese birer davet isteği atarak takipçi sayısını çoğaltmaktadır.

Sözde takipçisi olduğu kişinin kim olduğunu dahi bilmeden sırf karşı cins olduğu için yahut aynı cins olduğu için destek çıkan bireyler ise ancak bizim gibi geride kalmış toplumlardan çıkabilir.

-          Arkadaşlar bu ay 50 tane kitap okudum hepsini tek tek liste halinde vereceğim isterseniz siz de okuyun…

50 Kitap vay be peki ne okudunuz ? Albert Camus ?  Goethe ? Schiller ? bir yazarın bir kitabını okumak ile o yazarın mensup olduğu kültürü anlamak arasında dağlar kadar fark vardır.Bir anda okuduğunuz yazarın düşüncelerini eleştirmeniz sizin cehaletinizin göstergesidir.

Bunları geçerek akademik kitap diye de bir şey var aslında tadında yenmiyor ama işte insanlarımız illa ki bir Kürk Mantolu Madonna ve Kahve eşliğinde instagram fotoğrafları paylaşıyorlar.Kimse bu kitapların içerisindeki bir kısmı paylaşarak etkileşimde bulunmuyor ve soru soramıyor yahut sorgulayamıyor.Çünkü bu kitapların içerisinde soru sorabileceğiniz sorgulayabileceğiniz bir şey de yok.

-          Ama ben kitap okuyorum bir dakika

Lütfen gerçekten kitap okuyan bireyler gerçek kitap okuyan bireyler artık bu cümleyi kursunlar.Kaynak,yazarın hayatı,yazarın kişiliği,yazarın fikri akımı,yazarım mensup olduğu toplumun kültürü ve toplumun geçmişi ile ilgili bilginiz yok ise siz kitap okumuyorsunuz demektir…

-          Ay şekerim geçen bir kitap çıkmış gittim hemen imzalattım
-          Okudun mu peki tatlım
-          Ne gerek var ben zaten o yazar ile aynı fikirdeyim…

Aynı fikirde olduğunu da okumadan karar veriyor neyse…

Salih Yücel GÜR