13 Haziran 2019 Perşembe
11 Mayıs 2019 Cumartesi
Küreselleşme
Küreselleşme o kadar hızlı bir etkileşim süreci ki yerli üretim tanımını bile değiştirmiştir dersek yanılmayız.Bugün bu konuda en katı olan zihniyet elbette dün de olduğu gibi Alman zihniyetidir.
Elektrik alanında bile Amerikan normunu kullanmayan ve yeniden bir norm ortaya koyan katı bir milliyetçiliğe sahip olan Alman toplumu yerli üretim tanımını küreselleşme sonucunda değiştirmek zorunda kalmıştır.Yaptığı üretimin sonucunda elde ettiği markalaşmayı ve bu markalaşmanın getirisini en yüksek tutabilmek için ürettiği otomobillerde özellikle farklı farklı ancak kaliteli markaların cihazlarını kullanması yerli üretim anlayışının ne kadar hızlı değiştiğinin göstergesidir.Diğer yandan yine bu üretimin bir kısmı ülkemizde gerçekleşmektedir.
Bu süreç içerisinde yerli üretim artık tanım itibari ile dünyada değişmiştir ancak bizim gibi geriden gelen toplumlara sahip olan ülkeler hala yerli üretimi sadece ama sadece kendi coğrafyalarında baştan sonra üretilen araçlar ile oluşan bir mal ve malzeme olarak algılamaktadır.
Değişen dünyaya ayak uyduran markalar ulusların ekonomilerini belirlemekte ve onları desteklemektedir.Markalaşmanın ar-ge'nin ve bilimsel araştırmanın önemini anlayabildiğimiz günleri görmek dileğiyle...
Salih Yücel GÜR
22 Nisan 2019 Pazartesi
19 Nisan 2019 Cuma
10 Mart 2019 Pazar
8 Mart 2019 Cuma
Ulusların Usa Yakın Olması Etrafında Dünya

Örgütlü eyleme geçen cehalet kadar tehlikeli olan başka bir şey yoktur, bunun en büyük ve en yakın örneğini biz Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadık.İç isyanlar ve bu isyanlar ile bizi içimizden vurmaya çalışan dış devletlerin desteklediği bireyler.Bu bireyleri ele alırken zihniyetlerine göre bir sınıflandırma yapmak yanlış bir yöntem izlemektir.Bireylerin dini,siyasi,etnik kimliği bir tarafa bırakılarak bu bireylerin eğitim seviyeleri ve olayları nasıl algıladıkları ele alınmalıdır.
Kurtuluş Savaşı süreci boyunca iç isyanları akademik bir dil ile incelemek bu toprakların sorunlarını bu milletin çıkmazlarını belirlemektir.Bu problemlerin belirlenmesi demek sorunların çözülmesi ve uluslaşmaya atılacak olan adımların daha da hızlanması demektir.
Peki neden uluslaşma ?
Orta Doğu gibi bir bölgede yaşayan toplumların uluslaşması demek bir bütün olması tek bir çatı altında toplanması demektir.Ancak bu tek çatı altında toplanmak kültürleri yok etmek demek değildir.Kültürlerini yok etmeden tek bir çatı altında toplamayı algılayan bireylerin topluma katkısı elbette ki daha büyüktür.Kültürlerini bu coğrafya üzerinde yaşatmak isteyen bireylerin sadece ama sadece kültürlerinin çıkarları için hareket etmesi beklenir.Bunun dışındaki diğer faaliyetler ise devletin ve milletin bütünlüğünü zedeleyecek faaliyetlerdir.Günümüzde artık kültürler insanların hayatlarını o kadar çok etkilememekle beraber diğer yandan farklı kültürlerin hala belli başlı kalıpları ve gelenekleri mevcuttur.
Ulus olarak ortak bir kültür ortaya koymaya çalıştığımız ve durmadan sorunlarımız ile başbaşa kaldığımız dönemler olmuştur.Bu sorunları her anlamda içte ve dışta kullanmak isteyen çıkar gruplarının da mevcut olduğunu her an zaten hissetmekteyiz.Buradaki sorun kaç kişinin bu tehlikeyi hissettiği algıladığı anladığı ve tehlikeyi olduğundan daha fazla görmemesi gerektiği halde aşırı derecede gördüğüdür.Bu tehlike sadece bizim ülkemizde olan bir tehlike de değildir aslında.Her ülkenin bu tür tehlikeli sorunları mevcuttur.Bu sorunlar ara ara çıkar grupları ve şirketler tarafından da kaşınabilir.
Biliyoruz ki artık günümüzde toplumlar eskisi gibi yönlendirilmemektedir.Artık iletişim çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde gerçekleştiği için toplumların yönlendirilmesi de çok hızlı ve etkili olmaktadır.Sanal dünya özellikle bu süreç için gerekli olan her şeyi size sunmaktadır.Sorgulama yetisine sahip bireylerin her gün arttığı dünyamızda bu artışın sonucunda dünyada farklı bir şekilde şekillenmektedir.Özellikle popüler kültür gibi bir evrensel ortak kültür meydana gelmiş ve bu kültürü oluşturanların markalar olduğu ortaya çıkmıştır.Popüler kültür bugün sizin ne düşüneceğinizi ne giyeceğinizi ne yiyeceğinizi dahi belirleyebilmektedir.Bu belirlenimi de sanal dünya üzerinden çok basit bir şekilde yapabilmektedir.
Bir ulus-devlet modelinin ulusuna olan güveni o ulusun usa ( akla ) ne kadar yakın olduğu ile ölçülmektedir.Akıl ki insanın her kapısını açan yegane anahtardır.
Salih Yücel GÜR
8 Şubat 2019 Cuma
Münevver...

Kitaplar
Kitaplar bizi sorgulama dünyasına
sürükleyen ve bilgi depolayan birer araç iken instagram gibi sosyal medya yazılımları
sayesinde birer popüler kültür kurbanları haline geldi...
Okuduğu kitabın yazarından bir haber bir
okuyucu, o yazarın mensup olduğu toplumun kültüründen bir haber şakşakçı
tayfası:
-
Ay şekerim gerçekten haklısın bence de…
Bir dakika yahu,toplumların kültürlerini
öğrenmeden yazarların o kültüre mensup olduklarını unutarak kendi toplumunuzun
gelenekleri üzerinden bir yazarı eleştirmeniz sizin cahilliğinizdir.Buradaki
cahillik yarı okumuş kesim olarak tanımlanan kişilerin cahilliğidir ki bunun da
ne kadar ciddi anlamda tehlikeli olduğunu yine yeniden tanık olmuş oldum.
Bir yazarı ele alırken, özellikle onun düşüncelerini
ele alırken yaşadığı toplumun kültürünü,toplumun geçmişini yazarın hayatını v.b
gibi özellikleri inceleyerek ele almak kaliteli bir tahlil yapmak için ilk
adımdır.Ancak ne yazık ki kendi toplumunun değer yargıları üzerinden yola çıkan
bir okuyucu elbette farklı bir kültüre mensup olan yazarı kendisine yabancı
bulacaktır.
Burada diğer bir önemli konu ise sadece
yabancı bulması değil o yazara fikirleri üzerinden saldırmasıdır.Fikirlere
elbette saldırabilirsiniz ancak bunun da bir seviyesi ve bilgi temelli bir
düzeni vardır.Ancak bizim gibi toplumların kitap okuyorum havasındaki üyelerinden
çıkan saçma sapan fikirler bugün gerçekten ciddi bir anlam ifade ediyormuş gibi
ele alınabilmektedir.
Bir de yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan
kitap okuyan her bireyin birer adet yedek instagram hesabının bulunması ve bu
instagram hesabından kitap okuyucularına ulaşmak istemesi aslında biraz
saçmadır.Kitaplar o kadar basit birer eşya değildir kitaplar tür ve konuları
üzerinden ayrımlara uğrayan ve bilgiyi en iyi şekilde depo eden yazılı görsel
iletişim aracıdır.Ancak bizim ülkemizdeki okuyucunun bundan dahi haberi
olmadığı için bir tane hesap ve kitap okuyucusu olan herkese birer davet isteği
atarak takipçi sayısını çoğaltmaktadır.
Sözde takipçisi olduğu kişinin kim
olduğunu dahi bilmeden sırf karşı cins olduğu için yahut aynı cins olduğu için
destek çıkan bireyler ise ancak bizim gibi geride kalmış toplumlardan
çıkabilir.
-
Arkadaşlar bu ay 50 tane kitap okudum hepsini tek tek liste halinde
vereceğim isterseniz siz de okuyun…
50 Kitap vay be peki ne okudunuz ?
Albert Camus ? Goethe ? Schiller ? bir
yazarın bir kitabını okumak ile o yazarın mensup olduğu kültürü anlamak
arasında dağlar kadar fark vardır.Bir anda okuduğunuz yazarın düşüncelerini
eleştirmeniz sizin cehaletinizin göstergesidir.
Bunları geçerek akademik kitap diye de
bir şey var aslında tadında yenmiyor ama işte insanlarımız illa ki bir Kürk
Mantolu Madonna ve Kahve eşliğinde instagram fotoğrafları paylaşıyorlar.Kimse bu
kitapların içerisindeki bir kısmı paylaşarak etkileşimde bulunmuyor ve soru
soramıyor yahut sorgulayamıyor.Çünkü bu kitapların içerisinde soru
sorabileceğiniz sorgulayabileceğiniz bir şey de yok.
-
Ama ben kitap okuyorum bir dakika
Lütfen gerçekten kitap okuyan bireyler
gerçek kitap okuyan bireyler artık bu cümleyi kursunlar.Kaynak,yazarın hayatı,yazarın
kişiliği,yazarın fikri akımı,yazarım mensup olduğu toplumun kültürü ve toplumun
geçmişi ile ilgili bilginiz yok ise siz kitap okumuyorsunuz demektir…
-
Ay şekerim geçen bir kitap çıkmış gittim hemen imzalattım
-
Okudun mu peki tatlım
-
Ne gerek var ben zaten o yazar ile aynı fikirdeyim…
Aynı fikirde olduğunu da
okumadan karar veriyor neyse…
Salih Yücel GÜR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




