18 Mayıs 2017 Perşembe

Hitler Almanya'sının Gizli Tarihi / Turgut GÜRSAN

Öncelikle şunu söylemek gerek ki kitabın daha yarısını okudum diğer yandan bu kitap gerçekten çok uçuk fikirlerin yer aldığı bir kitap ancak bu bilgilere ya da bilgilerden ( hayallerden ) bir kısmına dahi inanan bir insan bulabilirseniz Hitler'e tapan bir ordu yaratabilirsiniz ki istenilen de bu galiba.

Konunun dieğr yanı Yahudi düşmanlığını da burada çok ince bir şekilde ortaya koyulduğunu görebiliriz.Önceki medeniyetler ile Almanların akraba olduğu Almanların aslında güçlü olabileceği ancak Yahudiler yüzünden bu gücün ellerinden alındığı sembolize edilmiştir.






















7 Mayıs 2017 Pazar

Doğu-Batı ve Doğa


Doğu Batı ve Doğa 

Algılamak anlamak ve kavramak bu üç adım sayesinde insan bilgiye sahip olma yolunda ilk adımı atar.İnsan ne kadar değerli bilgiye sahip ise o kadar değer kazanır hayatta.Toplumların hiç unutmadığı ve hep hatırladığı insanlar gerekli bilgileri kendilerinde toplamış ve üstüne birazda kendilerinden bir şeyler katmış olan diğer insanlardır.Yine bu insanlar çok toplumun içerisinde olan insanlar değillerdir aslında.Çünkü onlar toplumun bir parçası olduklarını sadece ama sadece psikolojik olarak bir ihtiyaç olarak görürler.

Olayın en ilginç yanı ise toplumun hatırladığı unutmadığı insanların toplumdan uzak kalarak kendilerini bir birey olarak geliştirmesi için adım atmalarıdır.Kimi birey bunu toplumu için yapar kimisi gerçekten toplum tarafından yalnız bırakıldığı için.Toplum ise o birey başarıya ulaştığında aslında onun yanında olduğunu ileriye sürer.

Kelimeleri taş misali tek tek koymak ve bir duvar oluşturmak hayatın anlamı bu olsa gerek.İnsan yaşadığı ve yaşattığı kadar insan ancak önce kendisinin yaşaması gerekli.İnsan denilen tür zamanın değerli olduğunu bildiği halde arada da olsa kendisini boşluk içerisinde bulabiliyor.Biraz alıntı yapalım 

'' İnanç yaşamın gücüdür '' J.W.v.Goethe


İnanmak,insan eğer yağmurun altında yürürken bile aslında gökyüzünün bize rahmet bıraktığına inanırsa yaşamayı ve nefes almayı sevmeye başlar.Ancak insan üstünün ıslandığını ve çamur içerisinde kaldığını düşünürse işler değişebilir.Diğer yandan doğanın insana verdiği her türlü eylem aslında yine insanın iyiliği içindir.Doğaya karşı insan türü tarafından yapılan her eylem yine insana geri döner ancak biz bu konuya bile hala ideolojik bir zihniyet ile yaklaşmaktayız.

“Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz´´Hadis-i Şerifi


Böyle bir sözünün olması dahi aslında ne kadar güzel bir bakış açısı ile olaya yaklaştığının göstergesidir.İnanç insanın yüreğine serpilmiş bir noktadır aslında onu nasıl büyütürseniz o sizinle beraber koşar insanlığa doğru.Diğer yandan doğu masalları ile büyümüş olan Goethe'de Hz.Muhammed'in hayatını araştırmış ve araştırmak ile kalmamış onunla ilgili şiirler bile yazmıştır.

Birbirinden uzak iki insan, ikisi de ayrı ayrı toplumlar için yaşayan iki önemli insan.Aynı dönemde yaşamamaları hiç önemli değil.Önemli olan onların birbirini anlamalarıdır aslında.Doğu-Batı Diva'nında Goethe İslam ile ilgili ve peygamberimiz ile ilgili yaptığı araştırmaları yansıtır.Bu araştırmalar o kadar geniş bir biçimdedir ki bizim bile bilmediğimiz konuları ele alır aslında.

Doğayı ve İnsanı anlamak için kelimeler aracıdır sadece.Ancak biz birbirimizi anlamak istemiyorsak o zaman kelimelerin bir suçu yoktur.Doğu'da ya da Batı'da yaşamanın bir anlamı yoktur.Zaman kavramının ise hiç mi hiç anlamı yoktur.İnsan değer verdiği konularda çok dikkatli olmalıdır, ancak anlayamadık daha bunu.Batı toplumu bunu anlamıştı önce onlar bizi araştırdı.Bizi bizden daha iyi bilen bir toplum Batı toplumu.Onları övmek bizi yermek değil amacım ancak artık okumamız gerekli kendimiz ve çevremiz için kimin kim olduğunu bilmek için bizim neden dünyaya geldiğimizi sorgulamak için.Kaldı ki İslam sorgula diyen bir din ancak bizde sorgulama sadece ama sadece sınav sonuçlarından ibaret...

Salih Yücel GÜR

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Şu İngilizler

Fransa itilafı hakkında ve İngiliz matbuatının münakaşatını takip ettin mi ? Oskan Efendi bana Londra'dan bütün gazetelerin kupürlerini gönderdiği için hepsini okudum.Aman ne kadar telaş ve bilhassa hayret etmişler! Fransızlar'ın cevaplarını verdikleri bu sabahki gazetelerde var.Şimdi bakalım Curzon bu cevap üzerine ne yapcak?.. Şu İngilizler ile de bir anlaşma olsa da dünya sükuna girse ! 

Bugünlük bu kadar.Hanımefendiye hürmetlerimiz,sana da hepimizin selamları 

Cavid 

Sayfa 206 / İttihatçı'nın Sandığı Murat BARDAKÇI

17 Nisan 2017 Pazartesi

Günümüzün sorunları

Aslında insan şahit olduklarını anlayabilse ve algılayabilse çoğu konuda diğer insanların neden farklı düşündüklerini algılayabilecek.

Günümüzde iletişim yöntemleri ve yolları çok fazla seçeneğe sahip ancak insanın insana uzaklığı da bir o kadar fazla.Bu yüzden günümüz insanı eski insanlara göre daha bir yalnız galiba.

Yalnızlık elbette bir miktar insanı ileriye götüren ve tetikleyen ilk adımdır ancak gerektiğinden fazlası zarardır.

Çok hızlı olan iletişimi gerçekleştirirken insanlar birbirlerini anlamak yerine kendi istedikleri gibi anlamakta direnmekte.

Günümüzün sorunu da bu olsa gerek hızlı ve çok fazla iletişim seçeneği içerisinde birbirini anlamayan insan toplulukları.

Salih Yücel GÜR

14 Nisan 2017 Cuma

Bilginin Akademik Düzeyde Zehirlemesi…

 

Akademisyenler dergi gazete v.b gibi yayın organlarına yazı yazarken diğer akademisyenlerin yanlışlarını söyleyebilir düzeltilmesini isteyebilir. Ancak bu yayın organlarına yazı yazan akademisyenler bu yazılarını diğer akademisyenler için kullanır ve toplumu aydınlatmaktan vazgeçer ise işte o zaman Türkiye ortamında olduğu gibi bir gazeteler dergiler aracılığı ile akademisyenler kavgası başlar.

            Türkiye’deki toplumun eğitim durumu bellidir. Akademisyenler yani sistemin en tepesindeki öğretmenler bunları düzeltecek araştırmalar ve makaleler yayınlamak zorundadır. Fikirler elbette tartışılacak ancak onlara sunulan imkanları herhangi bir ideolojik kitleyi kendisine bağlamak ve körüklemek için kullanan akademisyenler gerçekten çok komik duruma düşmektedirler.

            Bu yüzdendir ki İlber ORTAYLI, Halil İNALCIK, Celal ŞENGÖR gibi isimlerin değeri diğerlerinin yanında bilinmelidir. Bu tür isimlerin değerlerinin bilinmemesi toplumsal olarak yapılacak en büyük hatalardan bir tanesidir.


Dipnot: Lütfen orantısız okuyunuz. Toplumunuzu ve ülkenizi ileriye götürmek istiyorsanız eğer. Özellikle akademik konularda farklı alanlarda…


Salih Yücel GÜR

29 Mart 2017 Çarşamba

Teşkilat-ı Mahsusa Tarihi / Çerkes Ethem ve Ömer Naci

İran
Kasım - Aralık 1915

Harbiye Nazırı Enver Paşa,3.Ordu Komutanlığından, Hezek köyü  civarında bulunan Ömer Naci müfrezesinin takviyesini ister. Bu arada Çerkes Ethem komutasındaki 500 kişilik ‘’ mücahid grubu ‘’ da Ömer Naci’ye yardım etmek için bölgeye gönderilir.

Kaynak

Sayfa 252
92 numaralı Belge
                                     Teşkilat-ı Mahsusa ( Umur-ı Şarkıyye Dairesi ) Tarihi Cilt I 1914-1916 Ahmet TETİK

26 Mart 2017 Pazar

Dünyayı yedik ve doymadık




Yemeğe devam ediyoruz da durmadan doğaya zarar veriyoruz. Aşırı nüfus artışının sorunları ekonomik olarak baş göstermeye başladı neyse ki aklımız var. Aklımız gerçekten güzel kelime aslında akıllıyız diye birkaç kez söylesek aslında sorgulamaya başlar mıyız ? diye de soruyor insan kendi kendine.

Türümüzün diğer türlerden bir fazlası akıl ve ruh galiba. Bunların birbirini tamamlaması ve ilerleme denilen o büyük ideal. İnsanlık için bir ilerleme gerekli galiba bu kadar çok iletişim tekniği ve iletişim için farklı farklı diller var. Ancak insanlık birbiri ile hala iletişim için yeterli adımları atamamakta gibi gözüküyor.

Yazı insanlar arasında iletişimi sağlamak amaçlı ve insanlığı ileriye götürecek olan bir araç. Amaçlarımıza ulaşmak için dillerimiz var. Ancak sorunlar ve acılar ortak olduğunda dillerimizin hiç önemi kalmıyor. Biz Anadolu denilen bu coğrafyada yaşayanlar olarak bunun en büyük kanıtıyız galiba. Diğer yandan bunun en büyük kanıtı olmamız bunun en büyük acısını da yaşıyor olmamız ile eş değer.

Ara ara yazmaya çalışıyorum ama neden yazıyorum diye sorsalar bilmem derim galiba. Belki de bilmediğimin peşinde koştuğum için hoşuma gidiyordur yazmak. Zaten bilgi bir kelebek misali peşinde koştuğunda heyecanlısın ancak yakaladığında bir günlük ömrü var. Zamanında ve yerinde kullanmak bilgiyi bize tecrübe dediğimiz kapıyı aralıyor. En azından konuşmak bile bir tecrübe aslında dikkat ettiğinizde. Kendimizi ifade edebilme yeteneğimizi uluslar arası düzeyde kanıtladığımız zaman ulusların aslında hepsinin derdinin aynı olduğunu görüyoruz. Sisler içinde bir dağ galiba bu ve biz en tepesindeyiz. İnsanlık olarak bizim en tepede olmamızın sebebi de yine Anadolu coğrafyası ile gelen acılarımız.

Kavgalarımızın sebepleri çok basit aslında ama kavgaları çok önemli görüyoruz. Neyse çok uzatmamak gerek bugün Pazar olduğu için galiba bu kadar çok uzattım yazıyı. 

Salih Yücel GÜR