5 Eylül 2018 Çarşamba

KPSS Tarih Ders Notları



İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

Eski Türk tarihi v.b de denilebilir.
·         Türk kelimesi en çok Çin kaynaklarında geçmektedir.Bunun nedeni Türkler ile Çin’liler arasındaki coğrafi yakınlıktır.Yani Orta Asya’da komşu olmalarıdır.
·         Türkler geniş bir coğrafyada farklı kültürler ile etkileşim yaşamışlardır.

Türklerin Anayurttan Göçleri

Türklerin anayurdu Orta Asya’dır.Türk’ün göçebe bir yaşamının olması onun anayurdunun Orta Asya bölgesi olduğunu ancak tam olarak neresi olduğunun bilinmemesine yol açmıştır.

Anayurdun tam tespit edilememesinin sebepleri
1-) Türklerin göçebe olarak yaşaması
2-) Yazılı kaynaklarının olmaması


Orta Asya’dan Göç Sebepleri
·        
       Nüfus artışı ve buna bağlı olarak yaşanan sosyo-ekonomik sorunlar.
·         Boylar arasında yaşanan mücadeleler.
·         Hayvan hastalıklarının yaygınlaşması
·         Olumsuz iklim şartları ve aşırı kuraklık
·         Çin’in baskısı
·         Türklerin cihan hakimiyeti anlayışı

Sonuçları

1-) Türk kültür ve uygarlığı çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.

2-) Bu yayılma,Türk tarihinin bir bütün olarak incelenmesini zorlaştırmıştır.

3-) Dünyanın farklı yerlerinde Türk devletleri kurulmuştur.

Hükümdar Ünvanları

Kağan

Han

Hakan

Yabgu

İlteber

İdikut

Tanhu

Şangü

Kül-Erkin


Hakimiyet Sembolleri
·         
        Otağ ( Çadır )
·         Nevbet ( Davul )
·         Kotuz ( Sorguç ) ( Şapka kalpak tarzında öküz kılından yapılır. )
·         Sancak
·         Ok-yay
·         Tuğ ( Mızrakların ucuna koyulan tüy )
·         Taht ( Örgin )

Eski Türklerde ülke Batı ve Doğu olmak üzere ikiye bölünmüştür.Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı benimsenmiştir.( Taht kavgalarının temel sebebi )

Kut inanışı Tanrı’nın hükümdara yönetme yetkisini verdiğine inanılan bir inançtır.

Kurultay ( Kengeş – Toy )
Kurultay Üyeleri
·         Kağan
·         Hatun ( Katun )
·         Hanedan Üyeleri
·         Boy Beyleri
·         Devlet adamları

Dipnot:Din adamları üyesi değildir kurultaya katılamazlar.Eski Türk devletleri laik bir sisteme sahiptir.Yıkılan Türk devletlerinin yerlerine hemen yenileri kurulmuştur, bu bize Türklerin teşkilatlanma özelliğinin olduğunun göstergesidir.

Notların hepsine ulaşmak için yandex disk link

https://yadi.sk/d/hSChGl8X-O0hXA



26 Ağustos 2018 Pazar

Kapitalizm çok kötü ama hepimiz seviyoruz...


Kapitalist sistem içerisinde yaşayıp bu sistemi eleştirebilirsiniz ancak biraz da adaletli bir şekilde eleştirmek gereklidir bir sisteme bir insan muamelesi yapmamak gereklidir.Kapitalizm sanki bir canavar ve ona yardım eden bireyler de canavar gibi gösterilmeye çalışılıyor.Bu tür insanlar kapitalizm olmasa da zaten canavardırlar. Kapitalist sistem içerisinde bir yarış barındırır bilim ile bir yarış bugün en büyük kapitalist ülkeler aynı zamanda bilimi ile ileriye gitmiş en büyük ülkelerdir.Kullandığımız bütün teknolojileri onların ülkelerindeki bireyler keşfetmiştir. Çalışmaya, okumaya, araştırmaya alışmamış bireyler ya bu kapitalizmde böyle böyle v.b diyerek eleştirmekte milli bir burjuvazi,elitler kesimi gibi kavramları yerin dibine sokmaktadır. Bizim ülkemizde eksik olan etik kavramı ile kapitalizmin karıştırılması gayet normaldir.Bugün Türkiye'de ideoloji ile insan ayıran ve dost seçen bir zihniyet mevcuk iken bu daha yeni yeni bitmiştir desek de ara ara bu zihniyetin kırıntıları hala devam etmektedir. Bir ülke kapitalist olabilir ancak o ülkenin bireylerinin etik olmadığı anlamına gelmez.Kaldı ki sözde o kapitalist ülkeler hep kötü olmasına rağmen bazı konuların erkenden farkına varmış ve tarihi eserleri v.b gibi dökümanları çalarak dahi olsa elde etmiş korumaya almıştır.Mevcut durumda sahiplerinde kalsa zaten sahibi olan topluluklarda da onları satacak bireyler çıkacaktır. Yani hariçten gazel okumaya gerek yoktur.Bilimin size sağladığı bütün yeniliklerden faydalanın sonra dönüp kapitalizm kötü bir şey, kapitalizm değil insanlar kötüdür.Etik, ahlak, iş ahlakı, toplum ahlakı olmayan ülkelerde kapitalizm elbette hep suçlu olarak algılanacaktır.Üretimin olmadığı ülkelerde ekonomi hep başka ülkelerin dalgalanmarına bağlı kalacaktır.Dönem itibari ile kapitalist üretim yapmayan şirketler büyüyemez bu şirketlerin temsil ettiği ülkelerin toplumları ise gelişemez.Yani kapitalizm temsil ettiği toplumları geliştiren ve ilerleten tek sistemdir.Bu yüzden diğer sistemler tarihe gömülmüş kapitalizm öne çıkmıştır.

Diğer yandan toplumu oluşturan bireylerin artık devletlere dahi güveni zedelenmiş bu yüzdendir ki kapitalizm gibi bir sisteme daha çok güvenmiş ve kapitalist şirketlere olan yatırımlar artmıştır toplumlar tarafından.Devletlerin kendi markaları olmadığı sürece toplumlar yatırım yapmaktan alış-veriş yapmaktan kaçınmışlardır.Toplumların devletlere olan inancının zedelenmesi ile kapitalist şirketlerin önü açılmış ve devlet niteliğinde olan uluslararası şirketler ortaya çıkmıştır.
Salih Yücel GÜR

19 Ağustos 2018 Pazar

Zaman


İnsan en çok eskisi gibi sevmeyi özlüyor galiba, eskisi kadar saf ve çıkarsız bir şekilde.İnsanın eskiye olan özlemi hiç dinmeyecek kadar derin aslında ancak insan tecrübelerini yani acılarını ortaya koyduğunda bir anda kesiliyor eskiye olan özlem.

Zaman gerçekten ama gerçekten bir testere misali geçiyor.Bu kadar çok insanın arasında yalnız kalabilmek bile bir marifet galiba.Her insan aslında yalnızdır, kendi yalnızlığımızın ve kendi kurgularımızın içerisinde mutluyuz sadece.

Ancak gerçeklik ile tanıştığımızda bütün mutluluk algılayışımız bir anda değişiyor.Gerçekler üzerinde kurulu bir dünya ortaya koymaya çalışıyoruz ancak bu da kendi gerçeklerimiz ve kendi penceremizin ne kadar geniş anlamlı ve kaliteli olduğuna göre değişkenlik gösteriyor.

Zamanla hayat denilen yolculuğun aslında döngülerden oluştuğunu fark ediyoruz.Galiba bizi diğerlerinden ayıran büyük bir kelime fark etmek.Diğer yandan ikinci kelime ise algılamak olayları olaylara neden olan kişileri kişilerin bu olaylardaki tutumundaki nedenlerini her birini tek tek detaylandırdığımızda aslında hepimiz kendi nedenlerimize ve kurgularımıza göre yaptıklarımızda haklıyız.Bunu algılamak ve yaşadıklarımızı anlamlandırmak ve anlatabilmek ise büyük bir beceri gerektiriyor.Özellikle zamanın bu kadar değerli olduğu dünyamızda, insanların birbirlerinin doğru düzgün anlamadan dinlemeden ve çaba göstermeden harcayabildiği dünyamızda zaman aslında gerçekten bir testere...

Salih Yücel Gür

24 Temmuz 2018 Salı

Genom Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi


Fotoğrafın tam boyutunu görüntülemek için tıklayın...

Francis Crick, 28 Şubat 1953'te DNA'nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: "Hayatın sırrını keşfettik." Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacaktı. 

İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda "genetikçe" yazılmış bu "yazılar" aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otobiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor.

Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi? 

Genom'da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız. Genom'u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor.

22 Temmuz 2018 Pazar

Kurtuluş Savaşı Döneminde Toplumumuzun Bireysel Çıkarcı Davranışları


                Toplumunun kurtuluşunu sağlayan Kurtuluş Savaşı öncesinde dahi toplumumuzun analiz etmek ve tanımlamak mümkündür.Etnik köken din,dil ve zihniyet ayrılıklarını bir kenara bıraktığımızda ne kadar coşkulu bir toplum olduğumuz ortadadır.Toplumumuzun bunu anlaması ve algılaması ne yazık ki dış devletler tarafından yaşatılan acılar ile ortaya çıkmış, millet ve ulus olma yolcuğumuz acı bir şekilde başlamıştır gerçi dünyadaki hangi toplum böyle başlamamıştır ki…

                İttihat ve Terakki dönemi toplumsal problemlerimizin en günyüzüne çıkmış dönemidir.Normalde toplumumuzdaki bu problemlerin İttihat ve Terakki döneminde günyüzüne çıkmasını İttihat ve Terakki örgütüne bağlayan tarihçiler de ne yazık ki mevcuttur.Her ülkenin bu tür dönemleri neredeyse mevcuttur diyebiliriz.Galiba bu dönemlerde toplumların yönetimlerde bir boşluk olduğunu görmeleri ve bunu fırsat bilmeleri sorunlarını bu kadar günyüzüne vurmalarına yol açmaktadır.

                Türk toplumu Kurtuluş savaşını dahi parça parça bölgesel kurtuluş ve daha sonrasında Mustafa Kemal gibi bir dehanın öncülüğünde bir bütün olarak bir ulus olarak vermiştir.Toplumumuzun sorunları her alanda ve her anlamda temeli itibari ile çözülmeyecek sorunlar değildir ancak toplumumuzdaki bireysel çıkarcılık güden makam ve mevki sahibi bireylerin çoğunlukta olduğu dönemlerde toplumsal sorunların artması ve bu sorunlardan rant sağlaması gayet doğal bir hal almıştır.

                Toplumun bu etik anlayışından bir haber bireysel çıkarcı tutumu dönem dönem yine kendi toplumundan insanlara ağır bedeller ödetmiştir ödetecektir de.

                Diğer yandan en büyük sorgulanması gereken konu ise Mustafa Kemal gibi bir dehaya sahip olmasaydık bölgesel kurtuluş sonucunda yeniden bu bölgelerin işgale uğramaması gibi bir olay düşünülebilir miydi ? düşünülmelidir.Elbette tarih bilimine bu olmasaydı bu olurdu tarzında bakmak mümkün değildir ancak birey olarak sorgulamadan insan edemiyor işte...

Salih Yücel GÜR