1 Eylül 2019 Pazar

Cuvier / Biyoloji Budur


Karşılaştırmalı yöntem, en büyük başarısını Cuvier ve arkadaşlarının karşılaştırmalı morfolojiyi geliştiren çalışmalarıyla elde etti. Karşılaştırma başlangıçta salt deneysel bir girişimdi, ancak 1859 da Darwin'in öne sürdüğü ortak soy kuramının ardından, giderek daha güçlü bir bilimsel yöntem haline geldi. Bu yöntem çok başarılı oldu; öyle ki biyolojinin diğer disiplinlerine de uygulandı ve karşılaştırmalı fizyoloji, karşılaştırmalı embriyoloji, karşılaştırmalı psikoloji vd. bilim dallarının ortaya çıkışını sağladı. Modern makrotaksonomi hemen hemen tümüyle karşılaştırmaya dayanır.

12 Temmuz 2019 Cuma

Bilim felsefeden ne şekilde ayrılmaktadır?


Bilim ile felsefe arasındaki sınırı saptamak, bilim ile dinbi-lim arasındaki sınırı saptamaktan çok daha zordur ve bu durum neredeyse tüm on dokuzuncu yüzyıl boyunca, bilim insanları ile felsefeciler arasında ateşli tartışmalara yol açmıştır. Eski Yunanlılar’da felsefe ile bilim uğraşı birbirinden ayrı değildi. İkisi arasındaki ayrım Bilimsel Devrim sırasında başladı, ancak Immanuel Kant, William Whewell ve William Herschel’e kadar bilimin gelişimine katkıda bulunan insanların çoğu aynı zamanda felsefeciydi. Ernst Mach ya da Hans Driesch gibi daha sonraki yazarlar bilim insanı olarak başlayıp sonra felsefeci oldular.

Biyoloji Budur '' Niels Bohr ''

 Dirimselcilik ve fizikselciliğin yerini alan organikçi düşünceye geçmeden önce, yirminci yüzyılda yaşanan garip bir gelişmeye, fizikselciler arasında dirimselci inanışların gelişmesine değinebiliriz. Görünüşe göre, cansız doğada bulunmayan özel yasaların canlılarda işlij/or olabileceğini ileri süren ilk kişi Niels Bohr’du. Bohr bu yasaların canlılara özgü olmaları sayılmazsa, fiziğin yasalarının benzeri olduklarını düşündü. Erwin Schrödinger ve başka fizikçiler de benzer fikirleri desteklediler. Francis Crick (1966) bir kitabın tümünü, fizikçi Walter Elsasser ile Eugene Wigner’ın dirimselci düşüncelerini çürütmeye adadı. Saygın biyologların zihinlerinde kaybolmasından çok sonra, dirimselciliğin bir biçiminin bir kısım saygın fizikçinin zihninde yaşamayı sürdürmesi dikkate değerdir.

8 Temmuz 2019 Pazartesi

Biyoloji Budur '' Fizikçilerin Yükselişi ''


















Fizikselciliğin yükselişi

On dokuzuncu yüzyılda fizikselci akım iki dalgaya dönüştü. Birincisi, 1830’larda kuramsal fizyoloji çalışmayı bırakıp karşılaştırmalı anatomiye yönelen Johannes Müller (1801-1858) ile tümevarımcılığm saltanatının son bulmasında katkıları olan keskin eleştirileriyle ünlü Justus von Liebig (1803-1873) tarafından benimsenen, gayet ılımlı dirimselciliğe karşı bir tepkiydi. Bu birinci dalganın öncüleri, Müller in eski öğrencileri Her-mann Helmholtz, Emil DuBois-Reymond, Ernst Brücke ve Matthias Schleiden’di. Aşağı yukarı 1865'te başlayan ikinci dalga ise Cari Ludwig, Julius Sachs ve Jacques Loeb isimleriyle özdeşleştirilir. Hiç şüphesiz bu fizikselciler fizyolojiye önemli katkılarda bulundular. Helmholtz (Fransa'dan Claude Ber-nard’la birlikte), “vücut sıcaklığının dirimselci anlamını ortadan kaldırdı ve DuBois-Reymond sinir aktivitesini fiziksel (elektriksel) bir açıklama önerisiyle, sinir fizyolojisindeki gizemi büyük ölçüde çözdü. Schleiden bitkilerin tümüyle hücrelerden oluştuğu ve bitkilerdeki çok farklı yapısal öğelerin ya hücre ya da hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu yapılardan ibaret olduğu konusundaki ısrarıyla botanik ve hücrebilim alanlarında ilerleme sağladı. Helmholtz, DuBois-Reymond ve Lud-wig, ilgi alanları olan hassas ölçümleri kaydetme amaçlı benzersiz aletleri icat ederek öne çıktılar. Diğer başarıların yanında bu buluşlar onlara, artık oluşmaksızın işin ısıya çevrilebileceğini göstererek bir “yaşamsal güç”ün geçersizliğini gösterme olanağı verdi. Bunlar ve diğer muhteşem başarılar, günümüze dek tüm fizyoloji tarihi kitaplarında yerlerini aldılar.

Biyoloji Budur * Ernst Mayr


'' Bu dönemde yaşam bilimlerindeki çalışmaların neredeyse tamamı betimleyiciydi. Ancak biyolojinin o dönemde kavramsal açıdan kısır olduğunu düşünmek hata olur. Buffon’un doğa tarihi, Bichat ve Magendie’nin fizyolojisi, Goethe’nin idealist morfolojisi, Blumenbach ve onu izleyen Cuvier, Öken ve Owen ın çalışmaları ve Doğa felsefesinin kestirimleri aracılığıyla, daha sonraki büyiik kavramsal atılımlarm çoğunun temelleri hazırlanmış oldu. Ancak, canlılar dünyasındaki muazzam çeşitlilik ve biriciklik göz önünde bulundurulduğunda, fiziki bilimlere oranla biyolojide çok daha kapsamlı bir olgusal zemine gereksinim vardı. Bu zemin sadece sistematik değil, karşılaştırmalı anatomi, paleontoloji, biyocoğrafya ve bunlarla ilgili diğer bilimlerle oluşturuldu. '' 

25 Haziran 2019 Salı

İttihat ve Terakki




Dönem itibari ile toplumun sorunlarının en çok gün yüzüne çıktığı dönem olan İttihat ve Terakki dönemi yönetimsel olarak örgütün hem yapısından hem de dönemin bir geçiş dönemi olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu kadar çok renkli zihniyete sahip bireylerin oluşturduğu İttihat ve Terakki gibi bir örgüte herhangi bir ideoloji üzerinden yaklaşmak sadece ama sadece salt düşünen zihniyetlerin eseridir.İttihat ve Terakki o kadar çok yönlü çok zengin bir örgütlenme yapısına sahiptir ki onun aldığı kararları örgütün içerisindeki herhangi bir dine herhangi bir ırka herhangi bir etnik kökene bağlamak saçmalıktır.

Yıllarca suçlu kimdir sorusuna kısa ve net bir biçimde cevap verilmek istense de İttihat ve Terakki suçlu değildir.Hataları elbette olabilir ancak suçlu olarak bu kadar geniş üyesi olan bir örgütü suçlamak sadece ama sadece yine kendinizi suçlamaktan öteye gitmez.

Ermeni sorunu,Türk ırkçılığı,Türk milliyetçiliği v.b gibi her türlü konuda İttihat ve Terakki temel başlangıç olarak ele alınır bazen suçlanır bazen ise göğe çıkarılır.Ancak bunlardan sıyrıldığınızda ve gerçek İttihat ve Terakki ile karşılaştığınızda hataları olsa da ülkeleri için ellerinden geleni yapmaya çalışan bireyler görebilirsiniz.Kaldı ki dönem bir geçiş dönemidir Osmanlı ile Cumhuriyet arasında bir geçiş dönemidir.Fikri anlamda fikirlerin değiştiği yeniden şekillendiği bir dönemdir.

Türkiye'de muhafazakar kesimin uç kısmı genelde bu örgütlenmeye saldırırken slogan şeklinde fikirlerinin kökeninin Avrupa temelli olduğunu savunmaktadır.Ancak evrensel anlamda insanlık tarihine baktığınızda zaten fikirler böyledir kimi zaman doğu kökenli kimi zaman batı kökenlidir.Buradaki amaç olayları aydınlığa kavuşturmak değil olayları dezenforme etmektir.

Her ideoloji İttihat ve Terakki'yi kendi zihniyetinde yeniden şekillendirir aslında Sol'un İttihat ve Terakki içerisindeki devrimci kanadı ele alması da bunun sonucudur galiba.

İttihat ve Terakki bu ülkenin bu coğrafyanın bir mirasıdır.Bir miras ile alay edilmez, bir miras ile kavga edilmez iyisi ve kötüsü ile araştırılır ve öğrenilir hatalardan ders çıkartılır.Bu mirasa sahip çıkmak ya da çıkmamak bir seçim olabilir ancak bilgi edinmeden herhangi bir yorumda bulunmak gerçekten bu konu üzerine çalışan bireylere saygısızlık olur.

Salih Yücel GÜR

23 Haziran 2019 Pazar

Prens - Niccolo Machiavelli


“ Prens’e yönelik güçlü bir eleştiri de, Prusya Kralı II. Friedrich’in yazdığı Anti-Makyavel’di (1740). Friedrich bu kitabında, Prens’in yaklaşımına karşı, erdem, adalet ve sorumluluğu kişiliğinde birleştiren aydın bir hükümdar portresi çiziyordu. Ne var ki, aynı dönemde Hume, Rousseau ve Montesquieu gibi düşünürler, Machiavelli’yi siyasal zorbalığın doğasını açığa vuran bir düşünür olarak görüyorlardı. Rousseau Toplum Sözleşmesi’nde Prens’i “cumhuriyetçilerin kitabı”, Machiavelli’yi ise “dürüst bir insan, iyi bir yurttaş” olarak nitelendiriyor, onun “krallara öğüt verir gibi görünüp halklara büyük öğütler” verdiğini belirtiyordu. İtalya’da birliği sağlamaya yönelik Risorgimento hareketi sırasında da, Prens’in son bölümü birleşik ulusun habercisi olarak yorumlanıyordu. “